26
Eki

Benim Hikayem

Hanimiş Genel benim, hanimiş..

“Benim bir hikayem olsun, sen anlat. Daha güzel bir süs düşünemiyorum.” Böyleydi defterimin ilk cümleleri, kenarından yırtılmaya başlanmış o sarımtrak sayfaya sıkıştırılmış küçük bir hayalin öncü birlikleri. Yıkılmış duygu saltanatının aziz şehitleri.. Kalkın ayağa şimdi, çıkın mezarlarınızdan, bir rüyaydı hepsi, sadece bir rüya, söyleyin herkese uyansınlar, yolculuk var, hazırlansınlar. Yayın bu cümleleri telaşla; iremi, gülzarı ve gülistanı sonbahar gören gönül memleketinden göç var.  Hazır olduğunuzda, yere bakın, izleyebileceğiniz işaretler olacak, kanıma gelin.

Hayaller, gerçeğe varmayan ilizyon diyarları, evim. Arkası yeterince doldurulmamışlığın zayıflığına mı yenildik şimdi biz? Sorularım var yine dolu dolu. Hayallerim cevap verebilir mi bana aklım başımdayken? Heey. Hikayem nerede? Söyler misiniz, anlatacım nerede? Başını eğmekten boynu tutulmuş cesaretim, göz çukurlarını kendine erken yuva etmiş gençliğim nerede? Yine mi cevap yok, o zaman ben de böyle cevap beklemeden sorular sorarım, bilmişliğin cahilliğinde dolaşırım diğer bilmişlere selam vermeden, kitaplardan karakterleri oynarım gündüzümde tekrar tekrar, bilmez insanlar, güler geçerim, daha önce yazılmış hikayelere hayat olurum, bildiği sokaklardan dışarı çıkmayan çocuk benliğimle teslim olurum bilinmeze, kaybolurum.

Büyük adımlarla geri koşacaksam eğer, nereye kadar uzaklaşmayı göze alabilirim? Akşam ezanıyla geri dönebileceğim kadar mı, yoksa bir uçak biletinin gidebileceği kadar mı? Doğru sevmek diye bir yöntem var mı? Hatırlıyorum, her sevgi doğrudur diyordu bir kitap, başka bir tanesi de yalan, her mücadele kendi doğrularını yaratır diyen de vardı, herhangi bir sevginin yalan veya doğrudan arınmış, gösterişten uzak bir yaşamın ucuna yolculuğu mümkün müydü? İşte böyle bozmuştu kendini, sürekli bir şeyleri düzeltmeye çalışan adam. Her şeyin bir karşıtı olduğunu kabul etmeyi reddetmişti, üçüncü bir yol arayışına girmişti, güya basit zevklerle ve kıymetsiz sözlerle tatmin bulacaktı, herkesin bencilliğini görüp onlardan uzaklaşma benciliği sergileyecekti, bunu farketmeyecek kadar kördü, çok farklıydı ya, çok biliyordu, dünyalar gerçekliyordu kafasında, düşüncemin sınırları sadece bu sade hayatla çevrili diyordu, çitleri yıkmayı planlarken her saniye zaten öldüğünü farkettiğinde, bozuldu işte.

İşte benim hikayem ve yine ben anlatıyorum, gözlerimin gördüğünden ırakta birilerinin benim farkımda olduğunu umarak, düşler süsleyebileceğim günlere hasretle yazıyorum. Ben yine buradayım sevgili okuyucum.

Dünyaya sıkışıp kaldım.



Arkamdan Konuşun